Harç yapıyı oluşturan duvar elemanlarını ; örneğin taş ve/veya tuğla gibi malzemeleri bir arada tutan kireç ve çakıl esaslı bağlayıcı malzemedir. Kalınlığı uygulandığı yere göre değişir. Sıva ise yapının duvarlarını oluşturan malzemelerin (taş, tuğla ve harç) karışımının üzerine atılan kireç, kil, alçı ile kum veya daha büyük dane boyutlarından oluşan çakıl karışıklı malzemedir. Sıva oksijen ile sürekli temas halinde bulunur. Kalınlığı her tarafta aynı olarak atılır. Sıvalar bulundukları yerlere göre işlevlerine göre adlandırılır. İç mekanlarda bulunan sıvarlar iç sıva atmosfere açık yüzeylerde yapı duvarlarının dışında olan sıvalara ise dış sıva denir.

Harç ve sıvanın ilk çağlardan itibaren bazı zaman dilimlerini gösteren kronolojik kullanımı aşağıdaki tabloda verilmiştir.

ZAMAN

MEVKİ

ANIT

İÇERİK

BİLEŞİMİ

4500 B.C.

Mezopotamya

Anıtlar

Asfalt bitum

5000 B.C. Bugün

Mısır

Evler

Nehir kumu

Nehir kumu Bitkisel bağlayıcı ve hayvan kılı

4800-3500 B.C.

1.Mısır-Sahra // 2.Gazze // 3.Diğer bölgeler

Piramitler

Nehir kumu

1. 6,8 % Kalsiyum karbonat-92,2% Alçı // 2. 13,3 % Kalsiyum karbonat-86,7 % Alçı // 3. 55 % Kalsiyum karbonat-45 % Alçı

4000 B.C.

Mısır ve Orta doğu

Evler anıtlar

(Nil) Nehir kumu ve pişmemiş tuğla

Tuğla parçacıklarının boyutları 3-7 mm

2778-2600 B.C. 3 rd dyn.

Mısır Eski krallık

Evler anıtlar

Nil kumu, alçı harç

4,8- 11,8 % alçı geri kalan nil nehir kumu ve jelatin

2600-2480 B.C.

Mısır Eski krallık

Evler anıtlar (Tomb of Netepheres pyramid of Khufru valley Temple El Turan Temple hyposiyle Karnak

Alçı harç

78,6 - 99,5 % Alçı // 9,5- 13,5 % Kum // 3,7-8 % kalsiyum karbonat // 0,8- 1,3 % Magnezyum karbonat 2,6-2,9 % Demir aliminyum oksitleri

525-333 B.C. Geç İran ( Pers)

Mısır

Evler

Resin mortar ladanum

Cistus ağacının reçinesi

8000-7000B.C. Pre history

Çatal höyük Jericho Ürdün

Evler

Resin mortar (harç) ladanum

Cistus ağacının reçinesi

6000-5000 B.C.

Mısır

Evler

saf  nehir kumu

Nehir kumu içeriği 43 % Silika // 16 %Titan ve aliminyum oksitleri // 15,7 % Fosfor // 3,3 % Kireç // 2,3% Sodyum klorür // 15,5 % alçı ve kireç // 3 % diğer maddeler

5500-3000 B.C. Pre history

 

 

 

 

305-30 B.C. Ptolemaic devri

Mısır

Sivil yapılar (evler) Anıtlar

Kireç Harcı yanmış kalsiyum karbonat (4 örnek)

1,8-46,0 % Kireç // 8,8-29,0 % kum // 1,2-3,0 % demir ve aliminyum oksit // 43,0-66,2% karbon dioksit, su

30 B.C.-395 A.D. Roma devri

Mısır Yakın doğu

Sivil yapılar (evler) Anıtlar

Roma Kireç Harcı

bazı harçlar içinde tuğla kırığı bulundu 5,9-33,9% kireç // 73,5-87,2 % kum // 1,5-3,7 5 Demir aliminyum oksit // 0,7-3,2 Magnezyum karbonat // 0,9-3,2 % Kükürt dioksit // 5,0-31,3 % karbon dioksit ve su

395-640 A.D. Bizans devri

Yakın doğu ve avrupa

Sivil yapılar (evler) Anıtlar

 

Bizans devrinde harç karışımları Roma dervri harç karışımlarına benzemektedir. Tuğla kırığı ve ince kum karışımı bu devirde de bulunmaktadır.

640 A.D. - bu gün

 

Bütün dünyada kireç harçları benzer karışımlar saptanmıştır.

400 A.D.

İtalya ve yakın doğu

Anıtlar

Pozzolona harç tabii çimento volkanik tüf

Volkanik Tüf ,mermer tozu (kırığı) ve kireç (Kireçmiktarı % 40 a kadar)

400 A.D. Bugün

Avrupa

Anıtlar sivil yapılar özellikle tuğla duvarlarda

tabii Hidrolik çimento

Volkanik tüf, kireçtaşı, %68 kalsiyum karbonat 18% silica 7% aliminyum 7% demir oksit

inst. Paulen Stoop; ders notlarından 1970

Kerpiç harç ve sıvalar: Başlangıçta normal toprağı su ile karıştırarak hazırladığı çamuru kullanan insan zaman içinde kullandığı çamuru süzmüş içine yakın çevresinde bulduğu önceleri sazlıklardan aldığı bitkileri, daha sonra ekin tarlalarından hasatı kaldırırken elde ettiği samanı ezerek,keserek küçülterek kullanmıştır. Bütün bu işlemleri deneme yanılma yolu ile yapmasına rağmen başarı kazanmış, yaşam seviyesini yükseltmiştir. Bugün kerpiç ve killi sıvanın hangi topraktan yapılırsa daha iyi harç özelliği kazanacağını ve killi sıvanın içine ne kadar bağlayıcı olarak saman veya bitkisel madde konulması gerektiğini eski ustalar söylemektedir. Bunun yanı sıra kullanılacak malzemenin modern laboratuar deneyleri sonunda tespiti de olasıdır. İlgili ASTM standart’ı ile attelberg deneyi ile kil ve su karışımında dağılma özelliğini saptayarak kerpiç içine konması gereken diğer maddeleri hesaplamak olasıdır. 

Alçı kireç harç ve sıvalara geçiş: Çevresinde bulunan malzemeleri keşfederken, olabildiğince rafine etmeği öğrendiği killi harç/sıva malzemesini de terk etmemiş, içine başlangıçta bir miktar kireç katmağa başlamıştır. Mısır’da alçı ile kireci doğrudan karıştırarak sıva olarak kullandığını (P.Mora, L.Mora, P.Philippot) ancak bu malzemenin doğada karışık olarak da bulunduğunu söylemektedir. 

Kireç harç ve sıvalar: Kireç kullanımının yavaş yavaş yapı teknolojisi içinde yerini aldığı ve yoğun olarak kullanıldığı (İÖ .3 yy) dan itibaren harç ve sıvalarda kireç ve nehir kumu (çakıl kum) karışımları görülür. Çakıl ve kireç karışımları, çakıl’ın granülometri’sinin (Dane boyutlarının önemi aynı büyüklükteki agreganın oranı) anlamı ise çok sonraları Rönesans öncesinde görülmeğe başlar. Bununla birlikte (İÖ2yy-İS 7yy arasında ) harç karışımlarında bir denge görülmese de duvar yüzeylerine atılmış sıva katmanlarında hayranlık duyulacak ince işçilik ve titizlikle hazırlandığı her haliyle görülen kireç, agrega karışımından oluşan sıvalara rastlanır. Eserlerin en üst görünen yüzleri olan sıvaların yüzeylerinde bazen resimler, bazen ( sert malzeme Metal veya ahşap ile yapılmış) mala izlerine rastlamak mümkündür. 

Metal veya ahşap bir alet kullanarak yapıldığı düşünülen süsleme ve/veya işaretlerin insan tarafından yazının bulunmadığı zaman dilimlerinden gelen mesaj niteliğinde olan bu izler ve boyalar çok ayrıntılı olarak incelemek bu sitenin bir iki sayfasından daha fazla yer ve zaman gerektirmektedir. Bununla bilikte tarih öncesi çağlardan Yunan Roma Bizans Selçuklu ve Osmanlı devirlerine kadar uzanan dönemlerde sıva üzerine yapılan resimlerin yapılış teknikleri kısaca açıklanabilir. Bundan önce duvar resimleri terminolojisini açıklamak gerekir kanısındayız. Burada başlıca üç teknikten söz edebiliriz . 

Tempera tekniği ( sulu teknik) : Bulunduğu duvar örgüsü üzerine kireç veya alçı sıva yaparak iyice kuruduktan sonra bu satıh üzerine yapılan resim tekniğidir. Bu teknikte kullanılacak boyaların duvara yapışması için kireç veya özel yapıştırıcılar kullanılır. Kullanılan boyaların seçiminde, yapıştırıcıların çözgenleri ile reaksiyona girmemesine özen gösterilir. Tempera tekniğinde duvar moloz taş örgü ve kerpiç harç kullanılarak örülmüş olabilir. Alçı sıva kullanılarak tempera tekniği ile yapılan duvar resimlerinden çok güzel örnekleri Kapadokya kaya kiliselerinin içinde günümüze kadar gelen duvar resimlerinde görüyoruz.

Fersco secco tekniği (Kuru fresk): Bulunduğu duvar örgüsü üzerine kireç sıva yaparak iyice kuruduktan sonra bu satıh üzerine yapılan resim tekniğidir. Bu teknikte kullanılacak boyaların duvara yapışması için kireç kullanılır. Sıva yüzeyi kireç ile çok düzgün olarak perdahlanır. Kullanılan boyaların seçiminde, kireç sütü veya kireç kaymağı ile reaksiyona girmemesine özen gösterilir. Kuru metot tekniğinde duvar moloz taş örgü ve kireç harç kullanılmıştır. Fresco buono tekniği ( gerçek fresk); adı ile bilinir. (P.Mora, L.Mora, P.Philippot) gerçek fresk sadece İtalya’da bulunduğu üzerinde bulgulardan söz etmektedir. Gerçek fresk yapımı şöyledir: taş duvar ve kireç harcı üzerine birkaç kat kireç sıvası atılır. Ressam resmini kurumuş olan duvar üzerinde tasarlar bu işe taslak anlamında ‘sinopya’ adı verilir ( Sinopya adı ayrıca taslak yaparken kullanılan boyanın adıdır) sinopya kırmızı demiroksit olup o dönemlerde Anadolu Sinop ilimizden Avrupa’ya götürülen boyadır. Sinopya ile tasarımını sonuçlandıran artist ertesi gün akşam karanlığı çökene kadar yapabileceği alanı kireç sıva ile sıvar ve boyamasını sürdürür. Karanlık çökünce iş sona erer ve resimin o bölümü de biter. Ertesi gün bir gün önce çalıştığı yerdeki sıvanın sınırından başlayarak bir günlük alanı kireç sıvası ile kaplar ve boyama işine başlar akşam hava kararınca bu alandaki işi de bitirmiş olur. Çalışma böylece devam eder tasarlanmış tüm duvar boyanmış olur. Bütün kompozisyon bittikten sonra sıvaların birleştikleri yerlerde iz kalır. Artist günlük çalıştığı için görülen izlere bir günlük iş anlamına gelen ‘giornata’ adı verilir. Kapadokya’ vadilerinde ıslak sıva üzerine yapılmış (İtalyan tekniğine uygun olmasa da ) çok fazla fresk’ler bulunmaktadır. Bu eserler dünya literatürüne Kapadokya stilleri olarak damgalarını vurmuştur. 

Lime rendering : Harçlar için bağlayıcı karaktere sahip olan bir malzemedir. Kalkerli maddedir. Temeli CaCO3 kalker olan bu maddeler yüksek sıcaklıkta bileşimlerindeki karbon dioksit ve CaO meydana gelir. Bileşimindeki safsızlıklar ve CaO değerine göre iki kısma ayrılır.

1. CaO . H2O = Ca(OH)2 burada havadaki CO2 ile CaCO3 oluşturur. Duvar resimlerinde bu gelişmeyi takip etmek olasıdır.

2. Kireç su içinde veya doğada su ile karşı karşıya kalınca çimentolaşır buna da hidrolik kireç adı verilir. Sulu çözeltilerde reaksiyona girer ve çimentolaşır.

Kireç tipleri

CaCO3 oldukça değişik şekillerle oluşur. Tabiatta bunların bazıları çökelti kayaçları bazıları püskürük kayaçların değişime uğraması sonunda meydana gelir. Metamorfik kayaçlar sınıfına girer. mineralojik olarak CaCO3’ın amorf ve çok ince iğne kristalleri halinde tabiatta bulunur.

Doğada bulunan kireç taşı içindeki safsızlıklar kuvvetli bağlayıcı özelliğe sahip olan veya korozyon etkisi yüksek bir malzeme haline gelir.

Gerçek anlamda kireç ise çökelti kayaçlarının (yan) sedimantasyonlu karbonatların safsızlıkları ile birlikte fırınlara yüklenir ve yakılır. MgCO3 kil silika (demir, aliminyum) oksitler gibi maddeler kirecin kalitesine etki ederler en iyi kireç nehir yataklarında bulunan agregadan oluşur.

Hidrolik kireç Hidrolik çimentonun en önemli özelliği su faktörüdür. Bu da SiO2, Al (Al2O3) ve Fe (FeO3) silikat, aliminyum koloidal kristaller oluşturur. Hidrolik kirecin esası kalsiyum silikattır.

Fırın :

İki cins fırın vardır. Odun parçacıkları bir kat CaCO3 istiflenir ve alttan tutuşturulur. Yan tarafları CaCO3 taşları blok halinde konur. Eski kireç ocağı ise bir sepet şeklinde küptür. CaCO3 hava alacak şekilde yerleştirilir. Hidro kireç ‘Hydrated Lime’ CaO in , Ca (OH)2 olması için gerekli olan sudan çok daha fazla kullanıldığında (CaO ve 18 H2O) kaybettiği su buharlaşma ve daha beyaz tozla halinde Ca (OH)2 içerir. Buna ticari ismi Hidrati kireç adı verilir. 2 ve 3 misli su ilave edildiğinde Slaked lime pastası oluşur bir başka adı “Grasello”dur. Suyu kireçle karıştırdığımızda süt kıvamında olursa ‘milk of lime’ kireç sütü veya ‘White Wash’ adı verilir. Kimyasal olarak Ca(HO)2 dir.

Katkı malzemesi ; Kireç içine katılan kum pozzolona, trass, toz edilmiş veya mermer tozu ve kiremit tozu tuğla parçacıklarına denir. Bu parçacıkların bazıları kirece katılınca suya karşı sızdırmazlık özelliği olan harç/sıva elde edilir.

Kum : Silisli malzeme taş ocaklarından veya nehirden alınmış partikülleri içerir. Hiçbir zaman denizden alınmış malzeme kullanılmaz. Kum parçacıklarının kenarları düz değil pütürlü olması tercih edilir. Pütürlü yüzeyli agregaların tutuculuğu daha kuvvetlidir.

Pozzolona ve tras Pozzolana bir başka tanımla pozzoli topraktır ‘ Volkanik tüf’ . İtaly’da Campania ve latium bölgelerinden çıkarılan volkanik topraktır. Çok az sayıda aktif olmayan kristaller ile camsı minerallerden oluşur.

1. Leucite pozzolanas latium : içerdiği mineraller Leucite – Pyroksen

2. Campania pozzolonası ‘Pozzolona of the Campania’ : içerdiği mineraller sanidin, Plagioklase, Augite bunların magnetit olanı tabii mineraller ile Ca(HO)2.karıştırılınca suya mukavim harç oluşur aslında kireç harcı için pozzolona katıldığında su ile hidrolik çimento oluşur

Pozzolana magmanın erimeğe başlayıp yeryüzüne çıkmasından önce camsı ve özgül ağırlığı hafif malzeme püsküren uçucu küllerdir. Bunlar önce gaz ile birlikte çıkan kısımdır. Ani soğuma sırasında gaz habbecikler halinde çökelti arasında hapis kalır ve bu gözenekler oluşur. Camsı malzeme çok ince granülleri içerir m² yüzeyde 10-15 gr olacak şekilde camsı partikülleri içerir. Bileşimi özellikle silikat ve alüminyum ve küçük hacımda Fe2O3, MgO, CaO ve alkaliler içerir. İtalya’da malzeme bileşiminin benzerinin Dünyada Yunanistan da (Earth of Santorini), Almanya da Trass, Romanya da The Crimea olarak tanımlanır. Kapadokya’ da da bulunur.

Diatomit iskeletlerinden oluşmuş bir grup pozzolona ise silisli çökeltilerde sınıflanabilir. Bunlar da amorf silisli hidratlardır. Ülkemizde Çorum, Çankırı civarında bulunur.

Prehistorik zaman

İlk duvar resimleri Paleolitik dönem başlangıcı olan 30 000 yıl BC öncesine tarihlenir. Bu tarihlemeye konu olan duvar resmi ‘bir el’ avuç içidir. Kırmızı boya ile boyanmış bu el’in duvara çizilişi ise; ya el boya içine veya kana batırılarak duvara yapıştırılmıştır.

İkinci metot ise Avustralya yerlilerin kullandığı metot ki; bu bir tüp içine sokulmuş yağlı toz boyadır. Önceleri kırmızı toprak boya sonraları hayvan kömürü (başka bir ifadeyle yanmış kemik kömürleşmiş kemik) kullanılmıştır.

Duvar resimleri yapılış tekniğinin paleolitik dönemden sonra yavaş yavaş değiştiği ve geliştiği gözlenmektedir. Bu fikrin gelişmesine neden olan örnek Fransa’da Altamire ve Lascaux kaya resimleridir. Mağaralar içindeki bu resimlerin yapılışında kullanılan boyalar (Pigment = boyar maddelerin ) manganez, hematit Limonit gibi tabii oksitlerdir. Geçen zaman içinde boya içine hayvan kömürü (kemik kömürü), tabii beyaz kil konarak renk skalasını sarıya kadar genişlettiğini görüyoruz.

Boyaların muhafazası ve kullanma anında taşınması için kullanılan kaval kemiklerinin içinin oyulması ve/veya istiridye kabuklarının palet gibi kullanılmasıyla aşıldığı araştırmacılar tarafından söylenmiştir. Yerlilerin deri üzerine yaptıkları dövme şeklindeki resimlerde kırmızı toprak rengi ve diğer geliştirilmiş renkler bulunmaktadır.

Duvarda bu renklerin kalıcılığını sağlamak için kan, serum, yumurta veya süt gibi malzemelerin kullanıldığı araştırıcılar tarafından ifade edilmektedir. Resimlerin yapımında kullanılan araç gereç, ilkel bir fırça ile veya boyanmasını istedikleri objenin üzerine püskürterek yapılmakta idi..

LASCAUX

Mağaralarda bulunan resimlerin alt yapısı: Mağaranın kayaç dokusu yağmur sularının devamlı akıntısı ile bir miktar erir. Su içindeki erimiş kireç taşı mağara duvarları yüzeyine çıkar ve zaman içerisinde buharlaşırken kaya üzerine ince kireç taşı tortusunu bırakır.

Araştırmacıların bu konudaki açıklamaları şöyledir; Sönmemiş kireç suda eritilir bir süre beklettirilirse suyun üst tabakasında bir kireç katmanı oluşur. Bu katman zamanla karbon dioksit ile birlikte tekrar kireç taşını oluşturur. (Crust of lime carbonate). Oluşan kireç tabakası üzerine bir tebeşir veya kömür parçası ile çizim yapılırsa, zaman içinde kirecin su tarafından eritilip suyun tekrar buharlaşması ve karbon dioksit ile oluşan reaksiyon sonunda boyanın üzerini kaplayan kireç tabakası resmin sanki ‘fresco buona’ metodunda olduğu gibi ıslak sıva üzerine yapıldığı izlenimini yaratır. Bu tür duvar resimleri Kuzey Sahra’da bulunmuştur. Buluntular araştırma, analizler sonunda ve C 14 analizlerinin sonucuna göre 2 bin ortaları ile 4 bin BC arasında tarihlendirilmektedir. Laboratuar analizleri organik madde varlığını tespit etmiş, bunların süt veya kazein gibi maddeler oldukları düşüncesini, bögelerde hayvancılığın da bulunması ile uğraştıkları düşüncesi de ayrıca desteklemektedir.

PALEOLİTİK VE GEÇ DÖNEM

Kaya resimleri Afrika, Asya, Avrupa’da görüldükleri gibi doğrudan kaya üzerine duvar üzerine yapılmıştır. Sıva tabakası yoktur.Bununla beraber başlangıçtan beri resim ve relieflerde yakın bir bağıntı bulunmaktadır. Sanatkarın istediği tasarımı duvarın üzerine serbest el ile yaptığı gözlenmektedir.

NEOLOTİK ÇAĞ ‘ da resim sanatı uzmanlaşmıştır, mimari elemanlar ile birlikte yakın bir ilişki içinde gelişmeğe başlar. Pürüzlü kaya, duvarlara yapılmış resimler, yerlerini insan tarafından boyutlandırılmış yapı elemanları üzerine yapılmış resimlere bırakır, yani insan tarafından form verilmiş killi malzeme veya kaba yonu taşlarla yapılmış duvarlar üzerine killi beyaz sıva tabakaları aplike edilmiş yüzeyler üzerine resimler yapılmaya başlar.

Kil ile çalışma bu çağda gelişmeye başlar.başka bir deyişle insan bu çağda kili kullanmayı öğreniyor. Kaba boyutlu killi tuğlalar yapılmağa başlanıyor. Duvarlar bunlarla ve oldukça kaba kum ile hazırlanmış kil (çamur) ile sıvanıp harç olarak kullanıyor ve bunun üzerini ince kil sıvalarla kapatmaya kapatılan yerleri boyamaya başlıyor.

(R. J. Forbes) antik dönemde Sümer’lerin bir çok boyalarının orijinlerinin kil yapısı içerdiğini açıklamaktadır. Yani Pigment’lerin temel malzemesi kil olmaya başlamıştır.

Anadolu’da Çatal Höyük’te James Mellart’ın yaptığı kazılarla ortaya çıkan duvar resimlerinin C 14 analizleri sonunda 6000 BC olarak tarihlenen bu resimler kaba tuğlalar (ki bu tuğlalar kilden yapılmış) kil harç ile tutturulmuş ve üzerine çok ince kil partiküllerinin oluşturduğu bir sıva atılmıştır. Resim; bu sıva üzerine yapılmıştır. Boyama direk kullanılmış olarak kabul edilmekle beraber herhangi bir bağlayıcının kullanılıp kullanılmadığı kesin olarak bilinmemektedir. Esasen kazıdan çıktıktan sonra boya yüzeyi son derece kırılgan ve zayıf olduğuna da işaret edilmektedir.

Boyalar : Toprak boyalar ile Hematit, azurit ve yanmış kömür başlıcalarıdır. Bazı resimlerin üstlerinin tamamen kapatılarak yerlerine yenisinin yapıldığı ve hayat süreci içinde devamlı olarak süsleme sanatının Çatal Höyük’te devam ettiğini göstermektedir.

MISIR

Neolitik çağın tekniği daha sonra tarım alanları ile nehirlerden alınan kilin ile tarlalardan alınan anız bitki kökleri kullanıldığı görülür.Pratik olarak saman (Anız) ile kil kabaca karıştırılıp duvara aplike edilmesi sonucu sıva tabakasına genşleme ve çekme özelliklerinin gelişmesini sağlamıştır. Özellikle Nil’in kuru havası sıvanın kuruması sırasında oluşturacağı çatlamaları önlemiştir. Nil’in kili ile kum karıştırılıp içine CaCO3 + CaSO4 karıştırılarak sıva elde edildiği ve Pre-Dynastik Çağlardan beri kullanıldığı öğrenilmiştir. Halen de dağlarda bu karışım “Hit” adı altında daha saf süt ile tabii kil’in ve kireç ile karıştırılarak sıva olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Mısır duvar resimlerinde iki cins ‘Tabaka’olarak hazırlanan alt yapılı yüzeyler üzerinde uygulanmıştır.

1. Cins : Duvar düzgün kesilmiş taş ile örülmüş ise üzerine alçı sürülür. Prehistorik çağlardan beri bilinmekte olan alçı sürülür. Yapılışı ise tabii halde bulunan CaSO4 alçı minerali 130 derece celsus ile ısıtılması ile elde edilmektedir.

2. Cins : Yüzey kaba yonu taşlarla örülmüş veya mağara taşı yüzey ise kil sıva ile kabaca düzeltilir ve sıvanın üzerine alçı ile ince bir perdah çekilir.

Mısır tekniğinde en önemli ve açıklaması zor olan nokta ise kireç ile alçının yan yana kullanılmasındaki bilinç derecesidir. Doğa’da alçı taşı yaklaşık %20 oranında kireç taşı ile birlikte bulunur. Bunun hangisinin esas madde olduğu tam bilinmemektedir. (Yani hangi malzeme bağlayıcı hangi malzeme katkı maddesi olarak kullanılmış olduğu bilinmemektedir). Ancak CaSO4’ın 130 derece celsus pişirildikten sonra kullanıldığı bilinmektedir. Dolayısıyla duvara atılan beyaz sıva CaSO4 olarak tanımlanmıştır.

Genel teknik şöyledir ; 2 mm. Kalınlıkta kaba sıvı direk olarak duvara aplike ediliyor, doğrudan taş üzerine aplike edilmiş bulunan kil ve kum karışımı ‘arriccio’ iki kat olarak uygulanır. Birinci kat yarı düzgün yüzey oluşturmak ikinci kat ise daha pürüzsüz yüzey elde etmek amacıyla yapılır.

Kil ve anız karışımı ile hazırlanan ‘arriccionun’ üzerine beyaz veya sarı renk almış ikinci bir kil tabakası dikkatsizce atılmaktadır.

MISIR duvar resimlerinde tempera tekniğini de görebiliyoruz. Kuru ve kaba yüzey üzerine atıldığı için değişik bağlayıcılar kullanılmıştır. Bu bağlayıcılar kesin olmamakla birlikte zamk veya jelatin bazlı bağlayıcılar olup değişik boyalar için değişik bağlayıcılar kullanılmıştır.

Ressamın malzemesi ise; havan eli, palet, fırça, ahşap sopa vs. bugün kullanılan malzemelere benzer cinsler kullanılmıştır.

ÇALIŞMA ORTAMI: Duvar hazırlanıyor artist bir ip vasıtasıyla duvarı projelendiriyor,, bölümlere ayırıyor. Daha sonra detaylandırıyor renkler detaylara göre geliştiriliyor. Resim yapılıp boyama sona erdikten sonra boyanın üzeri Wax veya cila gibi parlayan bir koruyucu tabaka ile kaplanıyor. Bu tabaka ya ısıtılarak veya çözelti şeklinde bir çeşit eritici madde kullanılarak uygulanıyor. Ancak maddenin ne olduğu halen bilinmemektedir. Diğer taraftan parlak tabakanın boyaları etkilediği bozduğu gözlenmiştir.

BOYALAR İÇİN MALZEMELER BOYA VE BOYAR MADDELERİ TIKLAYINIZ.

Mısır mavisi, (Egyptian Blue), toprak renkleri, is siyahı, kireç beyazı, mavi ve yeşil için ise bakır esaslı frit (Egyptian Blue kullanılmıştır.

MEZOPOTAMYA :

Resimlerin daha yaygın ve geniş bir alanda tekniği de daha eski olduğu görülür. Mısır da kili neolitik dönemde kullanmaya başladığı buna rağmen kirecin 2500 ler de BC kireç ocağının bulunması ile Bağdat civarında bulunmasıyla kirecin çok daha önce bilindiği ortaya çıkmıştır.Duvar resimleri 2000 başlarından itibaren Mezopotamya’da görülmeğe başlamaktadır. Yapılış teknikleri ise Çağımıza doğru sürekli değişerek gelmekle birlikte kerpiç üzerine veya kaba sıva üzerine kil çamur ve saman katılıp düzleştirdikten sonra üzerine beyaz kireç sıva badana yaparak geliştirildiği en güzel örnek Çatal Höyüktür..

Renkler ; genellikle fırça ile bazen de keskin uçlu bıçak ve benzeri şeylerle ana hatları çiziliyor. Teknik kesin olarak saptanmamakla birlikte tempera olduğu gözlenmektedir.

Diğer taraftan Mezopotamya’da kireç badana (4-8) cm. kalınlığındaki kabasıva üzerine bir veya 2 kat halinde atılıp el ile sıkıştırılıp bunun üzerine 1 mm. Kalınlığında kireç badana sürülüyor. Bazen arriccio’ya toprak katılarak rengin gri olması sağlanıyor. Ayrıca bağlayıcı olarak ve özellikle saman karıştırılıyor. Ayrıca dolgu maddesi olarak kalsit mermer tozu veya parçacıkları karıştırılıyor.

Uygulama sırasında esas hatlar yaş sıva üzerine yapılıyor ve yatay ışık veya kuvvetli ışık ile bunu görmek mümkün.

Asur öncesi 8.–6. yy. BC Til Barsib’te teknik olarak yüzey killi kaba harç ve saman ile karıştırılıyor üzerine kireç badana White wash yapılıyor. Kaba sıva genellikle Mezopotamya’da ve Mısır’da daha büyük biralanda uygulandığı ifade edilmektedir. Neolitik devirde bu uygulama devam ediyor. Yunan ve Roma’yı etkileyen teknik ise 10. yy. AD Mısır’da mısırlı Kıpti’lerin Nubi resimlerindeki görünen tekniktir. Secco olan bu teknik kaba sıva bir kat kerpiç ve kum saman karışığı ve ince bir kaolin tabaka olduğu tespit edilmiştir.

İran Akdeniz ve Hindistan arasında büyük bir kültür merkezi durumundadır. Duvar resimleri üzerinde geniş bir hükümranlığı bulunmaktadır. Akaminit ve Sasaniler bu konuda çok geniş bir mimari örnekleri vermektedir. Ancak yeterli bilgi ve kanıt bulunmamaktadır. Persopolis kazılarından çıkan buluntularda kırmızı boya oldukça iyi kaliteli perdahlanmış düzgün yüzey ile düzeltilmiş klasik Roma tekniğine yakın, Safaviler zamanında 16.-17. yy. duvar tuğlalar ile örülüyor kil ve çamur gibi bir malzeme ve “kaghe” adı verilen bitki ile karıştırılıp yüzeyi alçı ile düzeltilip yumurta bazlı bağlayıcı kullanılıyor. Arap tutkalı ile de Fixed ediliyor 19. yy. ortalarında Avrupa’da oil panting’in ortaya çıkışında bu tekniğin etkisi çoktur.

Precolombian Amerika ve Asya’da antik kültürler Yunan ve Roma duvar resimlerindeki devrimin gerçekleşmesinde özellikle fresk tekniğinin gelişmesine neolitik çağın yerel tekniklerinin temel olduğu ve 2.-7.yy. AD ve Budizm’in çok etkili olduğu gözlenmektedir. Gelişme bölgelerinde Kuzey Hindistan, Srilanka, Türkistan, Çin, Japonya’da görülür. Buradaki teknikler özellikle Hindistan’da Old Texts “Eski Metot” Arriccio bir iki veya daha fazla tabakalar şeklinde oluşturulur. En kalın tabaka genellikle kil bazlı doğranmış saman karışımı, diğer lifli bitkiler veya hayvan kılı değişik granüllerde kum, toz edilmiş özel olarak tuğla veya shell ve kireç duvarın özelliğine göre dolduruyor. Üstüne Intonacco son tabaka olarak ince ve düzgün bir şekilde fırça ile kil-kaolin, alçı veya kireç tabakalar halinde sürülüyor bu tabakalara yapıştırıcı madde konuyor ayrıca bu maddeler içine zamk, reçine wax (mum), likör melaz şeker, değişi özler (Kan olabilir) bitki özü, yağ, inek derisi tutkalı bu teknik anlaşılacağı gibi tempera tekniğidir. Bugünkü Fresco tekniğini andırmaktadır.

Arriccio 1 kısım slaked lime 2 kısım kum limestone veya marble ppowder. Bazen melas hayvan kılı, jüt veya lignin elyaflı pirinç sapı, sıva yaş iken bir ahşap ile iyice perdahlanıyor. Böylece bütün boşluklar dolduruluyor vurularak çarparak 1-3 cm. yeni bir tabaka atalıp kurumaya terk edilir. İşte buna biz intonacco diyoruz ki yüzey tamamen Slaked lime ile kapatılıyor. 7-8 ay su altında bırakılıyor bu intonacco’nun karışımı ; 1 kısım Casein veya süt, 75 kısım kireç karışımı bir gün su altında bekletiliyor, daha sonra sulandırılarak eziliyor birkaç defa işlem tekrarlanıyor. Homojen bir karışım yapılıyor rengi daha beyaz oluyor. Bu karışım Arriccio’nun üzerine küçük alanlar şeklinde sulu ortamda uygulanıyor ve taş ile (agat taşı) parlatmak amacıyla sürülüp boşluklar sıkıştırılıyor, ayrıca yüzeye sakız veya yapıştırıcı bir madde sürülerek yapıştırma işlemi de tamamlanıyor ve boyama işi yapıştırıcı kullanılarak tamamlanıyor. Büyük alanların yapılmasında tahta mala kullanılmaktadır. Boyanması biten kısımlar ise tahta mala veya kumaş parçası ile sıkıştırılır. Kakao yağı veya kakao yağının su içindeki karışımı boyanan yüzeye sürülerek emdirilir, yüzey tekrar agat taşı ile parlatılır. Kurumaya terk edilir. Bu metoda Fresco Lustro denir.