Konservatörlerin Eğitimindeki Problemler


Düzenli Çalışma Alışkanlıkları

Konservatörlerin eğitiminde asıl amaç, yalnızca bazı insanları profesyonelce diploma sahibi yapmak değil, aynı zamanda kültürel mirasın iyi bir şekilde korunmasını sağlamaktır. Bu amaca ulaşmak için öğrenciye, yalnızca teorik bilgiyi vererek pratik becerilerini geliştirmek yetmez. Daha da önemlisi, öğrencinin davranışlarının, çalışma standartlarının düzgün bir şekilde oluşturulması gerekir. Bu konular, çalışma programlarına dahil edilse bile nadiren böyle bir uygulamaya gidilir. Bu konular, sunulan bu tebliğe de detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.

Konservasyon eğitiminde en önemli olan şey, düzenli çalışma alışkanlıklarının edinilmesidir. Sık sık mezun olanlar, beceri ve yeteneklerini geliştirmiş, rafine olarak yetiştirilmiş olurlar, ancak aynı zamanda yaptıkları her işte, ümitsizce, karmakarışık, organize olamamış ve programlama konusundaki en basit kurallardan bile habersizdirler.

Çalışmanın sistematik organizasyonu, sorumluluk, mesleki ahlak vb. konularda, daha ileri bir düzeyde metodik okuma ve deneyler yaparak kendilerini geliştirme konusunda sorumluluk hissetmezler. Bazen, işlerinde sanatsal olma kaygısı ile düzenli olmaktan yada sistematik olarak not almaktan veya kayıt tutmaktan kaçınırlar. Bu gibi davranışlar ve alışkanlıklar, profesyonel yetersizliğe ve sorumsuzluğa neden olur, ayrıca üzerinde deney yapılan objeler için de büyük bir tehlike oluştururlar. Bu gibi kötü alışkanlıklardan sakınmak için öğrencilerin ardaşık bir biçimde tüm çalışmaları boyunca eğitim süreçlerinin sürdürülmesi gerekir. Bu durum ise, öğretmen için gerçekten de bir problem oluşturur.

Öğretmenler, öğrencinin düzenli çalışma standartlarını edinebileceği farklı yaklaşımları bulmak zorunda olduklarından veya daha da ötesi, öğretmenin kendi mesleği ve becerileri, bilgisi açısından bu konu önemlidir. Bu alışkanlıkların yerleştirilmesi, büyük ölçüde psikolojiye ve öğretmenin, öğrencisine sunduğu kendi kişiliğinin örneği ile yakından ilgilidir. Öğrenci de öğrenmeye ilgi duymalıdır.


Temel Alışkanlıklar

Bu özellikle, kişilerin, davranışları bünyelerine alıp benimsedikten ve hemen hemen otomatik hale gelen niteliklerdir. Bu alışkanlıklar, büyük ölçüde düşünce, davranış yöntemlerini belirler ve birkaç özellik grubuna ayrılır.


Temizlik ve Düzenlilik

Bu özellikle, atölye ve çalışma alanını ilgilendirir. İnsanlar, ne kadar sık, kötü düzenlenmiş çalışma alanları, genel düzensizlik içinde, yere atılmış nesneler, raflarda organizasyon eksikliği vb. durumlara rastlar. Çok değerli objelerin üzerlerinde çalışıldığını gösteren film ve slide’larda, arkadaki çalışma alanlarındaki düzensizliği açıkça görürüz. Nadiren düzenli olan çalışma masalarının üzerlerinde, üzerinde araştırma yapılan objeler, aletler, kahve fincanları, kekler, kutular, öğle yemeği, para çantaları, el çantaları, rujlar, eşarplar, eldivenler, küllükler, sigaralar, kibritler, solventler, kullanılmış pamuklar, boyalar, fırçalar, spatulalar, temizlenmemiş aletler, paletler, not defterleri ve benzerleri, bir arada görülür. Sık sık içinde kullanılmış pamuklar yere atılmıştır, kitap ve gazeteler lekelenmiştir. Cam ve seramik eşyalar kazaya uğramıştır. Kazalardan korunmak için hiçbir önlem bulunmamaktadır. Kirli ve temiz nesnelerin ayrı ayrı korunması konusunda titizlik gösterilmemektedir. Buralarda tozlar ve örümcekler, kendilerini evlerinde gibi hissederler. Biz hepimiz bu manzarayı çok iyi tanırız. Her neyse, bu temizlik ve düzenlilik için gerekli alışkanlıkların yerleştirilmesi konusunda gereken uygun metotların bulunması, öğretilmesi, öğretmenin dehasına kalmış bir olaydır. Öğretmenin görevi sırasıyla, konservasyonla ilgili bulunan tüm alanın, sistemli olarak düzenli bulundurulması konusunda, katı bir tutum izlemek, aynı zamanda çekmecelerin, dolapların ve çalışma masasının da düzenli bulundurulmasını sağlamaktır. Kendisi dağınık olan bir öğretmen, öğrencilerini disiplin altında tutmakta güçlük çekecektir.


Düzenli Okuma Alışkanlıkları;

“Bilinçli okuma çok büyük bir hazinedir” diyen bir Çin atasözü vardır. Fakat insanlar, ne kadar sık “evet, o yayın bende var ama henüz okumak için şu ana kadar vaktim olmadı. Aşırı derecede meşgulüm, işimin yoğunluğu hafiflediğinde kesinlikle okuyacağım”, bu, “hiçbir zaman okuyamayacağım” anlamına gelir. Oysa yayınlar, yayınlandıktan sonra olabildiğince kısa bir süre içinde okunmalıdırlar. Bu genel bilginin, sürekli olarak birbiri üzerine yığılmasına yardımcı olabilmek içindir.


Genel okumanın amacı iki yönlüdür;

Birincisi, gereksinim duyulan bilginin araştırılması,

İkincisi; çalışılan alanda ne tür gelişmelerin olduğunun izlenmesi içindir.

Okumaya ise, sistematik olarak bibliyografya konusunda notlar alınarak eşlik edilmelidir.

“Ben bunu kısa süre önce okudum, ancak nerede okuduğumu hatırlayamıyorum” durumuyla olabildiğince az karşılaşılmalıdır.

Okuma düzenli ve sistematik, ayrıca örgütlü bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Bu bir alışkanlık ve zevk olmalıdır. Biraz da bir avcının iç güdülerine benzetilen bir hobi haline gelmelidir. Bir kütüphanede sürekli olarak belirli bilgilerin edinilmesi konusundaki avlanma, beklenmedik bir tatmin sağlayabilir.

Profesyonel okuma, öğrenilmek zorundadır. Öğrenci, en yakın belki de okuldaki kütüphanenin içeriğini yazarların kimler olduğunu, öne sürülen görüş ve bilgilere karşı gereken eleştirirsel tutumu, not tutmanın ve bilgi biriktirmenin en etkin yollarını öğrenmek zorundadır. Bu, öğretmenin görevidir. Öğretmen, kütüphaneye yapacakları ilk ziyarette, öğrencilere yardım etmelidir. Daha sonra öğretmen, öğrencilere, yayımlanmış bilgilere göre çözülecek bazı belirli konular vermelidir ve burada sonuçsal amaç, derlenen bilgilerin bir seminerde takdim edilmesi olmalıdır. Öğrenci, bu şekilde okumayı adet haline getirmeli ve okumaktan zevk duymalıdır.


Sürekli Öğrenme ;

Konservatör, yalnızca çalışmalar sırasında toplanan bilgilerle yetinmemelidir. Daha fazla bilgi sağlamak ve uygulama yeteneklerini geliştirmek için sürekli olarak gayret sarf etmelidir. Böylece normal okumadan başka, konservatör, görüş ve deneyim değişimi için diğer konservatörler ile buluşmalı, farklı atölyeler görmeli, toplantılara katılmalı ve kendi tezlerini yayımlamalıdır.

Yalnız okuma değil, bunun yanı sıra yazma da öğrenme sürecinin önemli bir bölümü olduğu için önem verilmelidir. Küçük tez ve raporlardan başka, günlük raporlar ve notlar ile keza uygulamalar için ileri düzeyde planlama ve programlar da vardır. Bunlar, yazılı olarak yapılmalı ve daha sonra referans olarak kullanılmalıdır. Ancak, yazma çok zaman alır ve pek taraftar bulmaz. İyi yerleşip otomatik bir adet haline geldiğinde, yazma daha iyi kazanılan bir beceridir. Bu adeti, aşılayabilmek, öğrenmek için zor bir görevdir. Bir seferinde, bir bilim adamı, bir teknisyenden daha yararlı olabilir. Çünkü metin yazmanın uygun örgütlenmesi üzerinde metodolojik bilgiler verebilir.


Eleştirme Tutum ;

Fikirler, motivasyonlar, olasılıklar ve önerilen metotlar arasında büyük farklılıklar vardır. Bilinçli bir konservatör, metotlar ve fikirler konusunda her zaman şüpheci olmalı ve antiklerle ilgili her şeye karşı eleştirisel bir tutum göstermelidir. Bu eleştirisel değerlendirme, daima, uygulamadan önce yapıldığında, sonrakinden daha yararlı olacaktır. İlk olayda, hataların yapılması önlenebilir, ikincide kişinin kendi hatalarından ders alarak öğrenmesi söz konusudur. (Yani bir sonraki olaya daha iyi bir uygulama da bulunmak için bir öncekinin bozulması). her şeyin kritik değerlendirilmesi, konservatörün günlük olağan işinin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Bu, aynı zamanda, değerlendirilenlerden daha iyi bir çözümün araştırılmasında yaratıcı unsurlar taşımaktadır.

Ancak, eleştiri ve yaratıcılık, yalnızca kapsamlı okuma yoluyla, büyük tecrübe bilgi ve problemlerin araştırılmasında inisiyatife sahip bir konservatör olmakla gerçekleştirilebilir. Garip görülebilir, ancak, burada da sıkı sıkıya yerleşmiş adetlerin olması gereklidir. Bu şekilde, eleştirisel değerlendirme, hemen hemen otomatik olarak yapılır. Diğer taraftan, kontrol edilemeyen hırslar, insanın kendi başarılarına olan kontrol edemediği hayranlıklar, reklamı yapılan yeni ürünleri test etmeden onlara duyulan hayranlık vb. eleştirici olmayan tutumlara yol açmaktadır.

Öğretmenin görevi, burada çok zordur. Öğretmen, iyi bir eleştirici tabiat ve deneyime sahip olmalıdır. Bu noktada, eleştirisel değerlendirmeleri konu alan farklı seminerler, olayların tartışılması ve simülasyona dayalı oyunlar faydalı olacaktır.


Temayül ve Sorumluluk ;

Bu, genellikle, cisimlerin ve insanların güvenliği ve korunması konuları ile ilgilidir. Koruma, laboratuarın ve teçhizatın korunması konularını da içerir. Bilgi ve deneyim ile desteklenmiş olan hayal edebilme, eninde sonunda meydana gelebilecek olan olayları önceden tahmin edebilmek için gerekir. Sorumluluk, uygulama olarak önceden görülen olayı tahmin edebilerek, bu şekilde ortaya çıkmasını önlemek için alınan önlemlerdir. Böyle konservatör, sürekli gözlem halinde ve aktiftir. Bu, onun ikinci mesleğine dayalı özelliği hatta karakteridir ve temeller kadar küçükleri de ilgilendiren bir başka adete işaret eder.

Bu reaksiyonlar, yalnıza konservatörün kendi laboratuarına değil, her şeye ve her yere uygulanmalıdır. Öğretmenin görevi, burada uygun olarak seçilmiş simülasyon oyunlar, tartışmalar, yazılı testler ile uygun yerlere konulmuş tuzakların bulunduğu iyi eğitim malzemeleri sağlamaktır.


Meslek Ahlakı, Metodoloji ;

Konservatör, kural olarak bir kültür insanı olarak görülür. Bu, diğer şeyler söz konusu olduğunda eski olan her şeye ve onun geçmişten getirdiği bilgilere derin bir saygı göstermek demektir. Bu saygı, cismin tipi ve değerine bakılmaksızın, bütün konservasyon faaliyetlerinde gösterilmelidir. Bu, konservasyonun temel ahlaki ilkesidir. Bu ilkenin, öğrencilerin kafalarına sokulması ve yerleşik bir adet olarak kalmasının sağlanması bazen zordur.

Etik ile çok yakından ilgili olan bir konu da metodolojidir ve derslere dahil edilmemiş olup, bu konuya çok az değinilir. Metodoloji, gerçekte, metodolojik ve lojik düşünme yollarının sistematik olarak düzenlenmiş bir kombinasyonudur. Metodoloji, üstlenilen işin amacının açık olarak ifade edilmesini, temel tanımların ilkelerini ve etki faktörlerinin belirlenmesini ve nihayet yargıların kesin olarak formüle edilmesini gerektirir. Bu mantıksal sıra, konservasyon süreçlerine uygulandığında, konsekan (ardaşık) bir programa sadık kalınmasına yardımcı olur.

Uygun etik ilkelerinin yerleştirilmesi, etik normları yüksek bir öğretmenin istihdam edilmesine gereklilik gösterir. Uygulama metodolojiye giriş, araştırma bilim adamı tarafından verilmelidir. Bu şekilde öğrenciler, verimli tez ve rapor yazma ihtiyacı duyacakları temel bilgileri öğreneceklerdir. Hali hazırda bu konu, tatminkar düzeyde olmaktan uzaktır.


Adetlerin ve Öğrenme Üzerine Görüşler

Uygun adetlerin yerleştirilmesi metotları bireysel bir konu olup, okul, öğrenci ve öğretmenlerle ilgili şartlara adapte edilmelidir. Ancak, her olayda, uygulanabilecek bazı faktörler vardır.

1) İlk kazanılmış olan adetlerin en güçlü olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, uygun adetleri kazandırma süreçleri, öğretimin hemen başında başlatılmalıdır.

İlk kazanılan kötü adetlerin tersine çevrilmesi hemen hemen olanaksızdır. Bu nedenle, öğrenci, yeni mesleğindeki ilk adımlarını atarken çok dikkatli bir şekilde yönlendirilmelidir.

Bu nedenle, başka bir yerde ön eğitim görmüş bir öğrencinin kabul edilmesi çok tehlikeli olabilir. Çoğu kez ve özellikle ait teknik sınıflara öğrenci alırken söz konusu düzeyde aynı anda, uygun bir “iyi adetler temeli” inşa etmeksizin yalnızca el becerilerine bakarak öğrenci almak olgusu görülür. Oysa daha sonra rastlanılacak olumsuz etkiler tersine çevrilemeyebilir.


2) Sistemli okuma alışkanlığının iyice yerleştirilmesi gereklidir. Bu sorunlu bir şekilde yabancı bir dil öğrenmeyi gerektirebilir. Okuma sürecine erken başlanılmalı ve sonuna kadar sürdürülmelidir. Okuma, örneğin nihai bir tezin hazırlanması amacıyla son sömestrde üstüne arızi bir işlem olarak ele alınmalıdır.

Tecrübeli ve sadık bir okuyucu olmak için öğrenci, kendisini yalnızca okuma teknikleriyle değil, aynı zamanda bilgi peşinde koşmanın zevkleriyle tanıştıracak bir eğitime muhtaçtır.

Öğretmenin kendisi de uzman bir okuyucu olmalı ve iyi, modern bir kütüphaneye sahip olmalıdır. Bütün bilgilerin derlendiği, düzenlenip yorumlandığı geniş hacimli ders kitapları, tecrübeli okuyucuya daha faydalıdır. Bunlar, yeni başlayanların azimlerini kıran zor şeyler olarak etki yapabilir. Öğretmen, bunun farkına varmak ve kütüphaneye dergi, ansiklopedi vb. yayınlar koymalıdır.


3) Daha önce de belirtildiği gibi, uygun mesleki alışkanlıkların yerleştirilmesi güçlü bir psikolojik kişiliğe sahip olmayı gerektirir. Bazı insanlar, doğuştan sistematik, güvenilir ve düzenli, tertiplidirler. Ancak herkes farklı reaksiyonlara sahiptir ve farklı davranışlar gösterirler. Bu nedenle, alışkanlıkların kazandırılması, öğrencinin olumlu reaksiyon verip, gerekli olan disipline isyan etmemesi için bireysel olarak ayarlanmalıdır.

Birçok şey öğrenciye bağlıdır. Doğuştan düzenli insanlar ile düzenli olmayan, dağınık insanlar bulunmaktadır. Bu karakteristikler ve diğer psikolojik huyların amacına uygun olarak hazırlanmış testler yoluyla öğrencilerin okula kabul edilmesinden önce belirlenmesi zorunludur.


4) Simülasyon oyunlarının, hayali ve yaratıcılığın geliştirilmesindeki rolü küçümsenemez. Bunlar, uygun olarak tasarlandığında ilerideki gerçek ödevler için iyi bir eğitim sağlayabilir.

Hata yapma ve yanılgıya düşme hürriyeti vardır. Öğrenciler, olası olaylar, tehlike ve güçlükleri önceden görmeği öğrenirler. Bir şeyin yanlış olabileceği korkusuna düşmeye gerek yoktur. Olanaksız durumlara veya felaketli sonuçlara ulaşılması ise iyidir. Gerçek durumlarda bunun tekrarlanmayacağı olasılığı ise daha iyidir.


5) Etik, iyi alışkanlıkları ve metodoloji meselelerine öğrenciler tarafından bazen çok filozofik, konservatörün yaratıcı mesleğine yakışmıyor şeklinde bir miktar küçük görme ile bakılabilir. Ancak öğrenciler, konservasyonun, sanat felsefe ve teknolojinin uyumlu bir şekilde harmanlandığı özel bir alan olduğunu da anlamalıdırlar.

Öğrenci bir gerçeği kabul etmelidir. Öğrenci, uygun alışkanlıklara, günlük uygulamaların sürekli unsurları olarak sahip olmalı ve bunlar, son sınavlara da dahil edilmelidir.


6) Aynı şekilde tamamen didaktik olan sorunlar da vardır. Alışkanlık konusu öğrencilerle açıkça tartışılmalıdır. Ders olarak verilmeli midir? Yoksa fazla büyütmeksizin azar azar ve basiretli bir şekilde mi sunulmalıdır. Yada karikatür ve filmlerde bununla alay mı edilmelidir? Öğretmen burada iyi bir inisiyatif verici, psikolog ve strateji belirleyici olmalıdır.


Genel yanıt ; Her şey öğrenci, öğretmen ve belli bir alışkanlığa bağlıdır.


Son Sözler

Bütün görüşlerde öğretmenin, öğrenciye sürekli yardım edeceği ve onun üzerinde yol gösterici etkiye sahip olacağı kabul edilmiştir. Öğretme, geçici derslerle de yapılabilir. Bu durumda öğrencinin mesleki formasyonundan sorumlu bir kişi olmalıdır. Ancak kendi kendine öğretme hallerinde ne yapılmalıdır? Belki de iyi bir rehber kitaba ihtiyaç bulunmaktadır.

İyi ve kötü alışkanlıklar vardır. İyilerin geliştirilmesi, kötülerin ise ortadan kaldırılması gerekir. İyi bir öğretmen, her ikisini de yapabilme yeteneğine sahip olmalıdır.

İyi alışkanlıkların öğretilmesinin nasıl değerlendirildiği sorulabilir. İlk adım mezuniyet sırasındadır. Ancak bilgiler, çabukça unutulacaktır veya konservatör, maliye ve kazanç konuların öncelik vererek moralini bozabilecektir. Bu nedenle etkililik, mezuniyetten yaklaşık 10 yıl sonra bir kere daha değerlendirilmelidir ki ne kadar kazanılıp kaybedildiği karşılaştırılabilsin. Ancak bu da dilek niteliğindedir.